Bir Kadının Bakır Olup Olmadığını Anlamak: Kayseri’de Bir Sabah
Kayseri’nin sabahları, kasvetli bir şekilde değil, adeta hayatın ta kendisi gibi gelir insana. Havanın soğukluğu, insanın ruhunu serinletirken, sıcak çaydan gelen buhar ise kalbini ısıtır. Bugün, çok uzakta bir yerlerde kaybolmuş bir anının peşindeyim. İçimde bir şeyler dürtüyor, sanki her şeyin önemli olduğu bir zaman dilimindeyim. Ama ben o anı, o soruyu sormaktan başka bir şey düşünemiyorum: “Bir kadının bakır olup olmadığını nasıl anlarız?”
Bilmiyorum, belki de bir kadının bakır olması bana bir şekilde anlamlı geliyor, belki de Kayseri’nin bağrında geçirdiğim yılların bir hatırası gibi.
Bunu anlamanın yolu yalnızca dış görünüşle mi ölçülür, yoksa içine girmeyi başarmış biri, gerçekten onu anlayabilir mi? İçindeki bakır, bir dokunuşla mı kendini gösterir?
O Anı Hatırlıyorum: Bir Kadın ve Bakır
O sabah, kahvem soğuduğunda fark ettim ki, hep bir şey eksikmiş. Bir kadının bakır olup olmadığını anlama işini, bir arayış gibi kurgulamıştım. Ama bu sorunun ardında başka bir şey vardı; belki de bu soruyla açığa çıkarmak istediğim bir başka kadın… Kendi hikâyesiyle kaybolmuş birini düşündüm.
Sabahın erken saatlerinde, Kayseri’nin sessizliğinde, karşımdaki kadının yüzü aklıma geldi. Yüzü… O kadar belirgindi ki, sanki gözlerimden içeri işliyordu. Yavaşça, sakin bir ses tonuyla, “Ben sana ne kadar yaklaşırsam, o kadar bir şeyler eksik oluyor, değil mi?” dediğinde, bakır bir ses gibi tınladı kulaklarımda.
Ve o an, sadece birkaç kelimeyle, onun içinde bir bakırın var olduğunu fark ettim. Sadece bu dünyada var olmakla kalmıyor, bunun içindeki gizemli bir ışıltıyı da taşımıştı.
“Bakır Mısın?” Sorusu
Bir gün, ona “bakır mısın?” diye sormak istemiştim. Bunu, bir çocuğun annesine sorar gibi sormak istemiştim. Çünkü bir kadının bakır olup olmadığını anlamak için, ona dokunmak, hissettiklerini paylaşıp paylamadığını görmek gerekirdi.
Ve işte o an, tam karşımdaki kadının gözlerine bakarken, ne söyleyeceğimi bilemedim. Çünkü bir kadının bakır olup olmadığı sadece fiziksel değil, kalbinin derinliklerinden bir şeylerin yankısıydı. Kalbinde bakır bir iz taşıyanlar, bir şekilde dokunulamaz gibiydi. İçlerindeki acı, ne kadar gizlerlerse gizlesinler, bir şekilde dışarıya doğru sızıyordu.
Sormak çok zordu; ama bazen bir kadının bakır olup olmadığını sormadan da anlamak zorundasınız. Anlayamazsanız, o zaman hiç bilemezsiniz.
Hüzünle Karışan Bakır
İçimdeki hayal kırıklığı büyüdükçe, bir gün onun bakır tonlarını daha net fark etmeye başladım. O kadar derin bir anlamı vardı ki, sanki Kayseri’nin taş sokaklarında gezdiğimiz zamanlarda, arkamızda bırakacağımız bir iz gibi.
Bir kadının bakır olup olmadığını anlamak bazen çok zor olabilir. Onun bakırını yalnızca bir anlık bir dokunuş, bir bakış, bir ses tonu, bir gülüş ortaya çıkarabilir. Ama eğer buna izin verirseniz, gerçek bakır sizi hiç tereddüt etmeden bulur.
Hüzünle karışan bakır tonları, zamanla daha belirgin hale gelir. Bir kadının bakır olmasına yaklaştıkça, içindeki değişiminin izlerini görebilirsiniz. Ne zaman daha fazla bakmak isterseniz, o bakır tını sizi sarar.
Heyecanla Beklediğim O An: Kendimle Yüzleşmek
Bir sabah, evin önündeki caddede yürürken, arkamdan bir ses duyduğumda, adeta her şey yerli yerine oturdu. İşte o an, yıllardır kafamda kurduğum soruyu sordum. “Bir kadının bakır olup olmadığını nasıl anlarsınız?”
Onun bakışlarında bir anda bir şeyler değişti. Yüzünde hafif bir gülümseme, sanki bir soruya verilmiş cevap gibi yayıldı. Aniden, o çok merak ettiğim sorunun cevabını bulmuştum.
Kadın, bir bakır parçası gibi parlıyor ama kimse görmüyor. Bunu kimse bilmeyecek. Bunu ben öğrendim, içimde hissettim ve belki de bir tek ben anlayacağım.
Bakır olan bir kadının kalbi, bir bakışla anlaşılacak kadar açık olur. Onun içindeki sıcaklık, dokunulduğunda hissedilir. Ama bunu yalnızca bir insan, bir insan gibi içini anlayarak görebilir. Bu kadının bakır tonlarını görmek için biraz zaman, biraz cesaret gerekir.
Sonuç: Bakırın Değeri
Ve sonunda fark ettim: Bir kadının bakır olup olmadığını anlamak, bir bakır parçasını elinizde tutmak gibi değilmiş. Zamanla, hissettikçe, anlayarak bir insanın içindeki bakırı tanıyormuşsunuz. Bir kadının bakırını hissetmek, belki de bir gülümsediği anı ya da bir gözyaşını gördüğünüzde gerçekleşiyor.
O an ne kadar güçlü hissediyorsam, o kadar yalnızdım. Bir kadının bakır olup olmadığını anlayabilmek, yalnızca dışına bakarak değil, içini de dinleyerek mümkün oluyormuş. Anlayabilmek, kelimelerle değil, hissederek oluyormuş.
Bakır olan bir kadın, aynı Kayseri gibi soğuk ama sıcak, sessiz ama derin bir dünyadır. Onu tanıdığınızda, gerçek sıcaklığı hissetmeye başlarsınız. Ama unutmayın, her bakır farklıdır, tıpkı her insan gibi…